aile-hukuku

Yoksulluk Nafakası: Şartları, Miktarı ve Kaldırılması | Ankara

Yazan: Av. & Arb. Fırat Baydar

Yoksulluk nafakası, boşanma sonrası eşlerden birinin ekonomik açıdan korunması amacıyla Türk Medeni Kanunu'nda öngörülmüş bir hukuki araçtır. TMK m. 175 kapsamında düzenlenen bu nafaka türü, uygulamada en çok tartışılan ve hatalı anlaşılan konuların başında gelmektedir. Bu rehberde yoksulluk nafakasının şartlarını, Yargıtay'ın "yoksulluk" kavramına yaklaşımını, nafakanın kaldırılma koşullarını ve 2026 tartışmalarını ele alıyoruz.

Yoksulluk Nafakası Nedir? (TMK m. 175)

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşin, daha az kusurlu olması koşuluyla, diğer eşten talep ettiği ve boşanma kararıyla birlikte hükmedilen aylık tutardır. Çocuk nafakasından (iştirak nafakasından) tamamen bağımsız bir yükümlülüktür; ikisi bir arada hükmedilebilir.

Beş Temel Şart

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için şu beş koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  • 1. Yoksulluğa düşme: Talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin ya da düştüğünün kanıtlanması. Yoksulluğun evliliğin kendisinden değil, boşanmanın yarattığı ekonomik değişimden kaynaklanması önem taşır.
  • 2. Talep: Nafaka re'sen hükmedilemez; talep şarttır. Boşanma davası devam ederken ya da boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde talep edilmesi gerekir.
  • 3. Daha az kusurlu olma: Talep eden eşin boşanmada daha az kusurlu olması aranır. Eşit kusur hâlinde nafakaya hükmedilemeyeceği genel kural olmakla birlikte, Yargıtay'ın bu konuda çelişkili kararları bulunmaktadır.
  • 4. Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü: Karşı tarafın nafaka ödeyebilecek mali güce sahip olması zorunludur. Mahkeme bu gücü değerlendirirken gelir, servet ve yaşam standardını göz önüne alır.
  • 5. Boşanma kararının kesinleşmesi: Nafaka, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar. Tedbir nafakası ise dava süresince ayrıca talep edilebilir.

Yargıtay'ın "Yoksulluk" Kavramına Yaklaşımı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yoksulluğu asgari yaşam standardını sağlamakta güçlük çekme olarak tanımlamaktadır. Bu çerçevede yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için talep eden eşin mutlak açlık içinde olması gerekmez; asgari geçim standardının altına düşmesi veya düşme tehlikesiyle karşı karşıya olması yeterlidir. Düşük maaşla çalışan, kira ödeyen ve çocuk masraflarını karşılamakta güçlük çeken bir eş "yoksul" sayılabilir.

Süresiz Nafaka İlkesi ve 2026 Tartışması

Yoksulluk nafakası kural olarak süresizdir; ancak hâkim gerekçe göstererek belirli bir süreyle sınırlayabilir. Türkiye'de yıllardır süresiz nafaka uygulamasının kaldırılması tartışılmaktadır. 2026 itibarıyla TBMM'de bu yönde çeşitli kanun teklifleri gündeme gelmiş; ancak somut bir yasal değişiklik henüz yürürlüğe girmemiştir. Süresiz nafaka ilkesi hâlâ geçerliliğini korumaktadır.

Nafakanın Kaldırılması (TMK m. 176/3)

Yoksulluk nafakası şu hâllerde sona erer veya kaldırılabilir:

  • Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi: Yeni evlilikle nafaka kendiliğinden sona erer; mahkeme kararı gerekmez.
  • Fiilî birliktelik (TMK m. 176/3): Nafaka alacaklısının başka biriyle evli olmaksızın sürekli ve ciddi bir birliktelik içinde yaşaması hâlinde mahkeme nafakayı kaldırabilir. Fiilî birliktelik tanık, fotoğraf veya sosyal medya delilleriyle ispat edilir.
  • Yoksulluktan kurtulma: Nafaka alacaklısının ekonomik durumunun önemli ölçüde iyileşmesi hâlinde nafaka azaltılabilir veya kaldırılabilir.
  • Nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün ortadan kalkması: Ciddi hastalık veya işsizlik nedeniyle ödeme gücü kalmayan yükümlü nafaka azaltım davası açabilir.
  • Nafaka alacaklısının ölümü: Alacaklı eşin ölümüyle nafaka yükümlülüğü son bulur.

Artırım ve Azaltım Davası

Yoksulluk nafakasının miktarı değiştirilebilir. Koşulların önemli ölçüde değişmesi hâlinde her iki taraf nafakanın artırılması ya da azaltılması için dava açabilir. Artırım davaları genellikle enflasyon veya yaşam pahalılığı gerekçesiyle, azaltım davaları ise nafaka yükümlüsünün gelirinin azalması gerekçesiyle açılır.

1 Yıllık Dava Zamanaşımı

Yoksulluk nafakasının boşanma davasında talep edilmemişse, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ayrı bir dava ile talep edilmesi gerekir (TMK m. 178). Bu süre hak düşürücü nitelikte değil zamanaşımı süresidir; ancak uzaması ve durması için yasal gerekçelerin bulunması gerekir.

"Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle ekonomik çöküş yaşayan eşi korumaya yönelik bir sosyal dayanışma aracıdır. Nafaka miktarı belirlenirken hem alacaklının gerçek ihtiyacı hem de yükümlünün ödeme gücü dengeli biçimde değerlendirilmelidir."

— Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2021/3-482 E., 2022/780 K.

Yoksulluk nafakası talebiniz veya nafaka kaldırma davanız için Ankara boşanma avukatı sayfamızı ziyaret edin →