Türk hukukunda boşanmanın en sık başvurulan iki sebebi terk (TMK m. 164) ve şiddetli geçimsizlik — evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1-2)'dir. Bu iki sebebin hukuki özellikleri, ispat gereklilikleri ve dava süreçleri birbirinden önemli ölçüde farklıdır. Bu rehberde her iki sebebi karşılaştırmalı biçimde ele alıyoruz.
Terk Nedeniyle Boşanma (TMK m. 164)
Terk Kavramı
Terk, eşlerden birinin ortak konutu haklı bir neden olmaksızın terk etmesi ya da haklı bir neden olmaksızın eve dönmeyi reddetmesidir. Yalnızca fiziksel ayrılık değil, aynı çatı altında yaşanmasına karşın "fiilî terk" (evlilik yükümlülüklerini yerine getirmeme) de bu kapsamda değerlendirilebilir.
Terk Sebebiyle Boşanmanın Şartları
- En az 6 ay kesintisiz terk: Ayrılığın fiilen en az 6 ay sürmesi zorunludur. Bu süre ihtarname gönderilmeden önce dolmuş olmalıdır.
- Haklı bir sebebin bulunmaması: Şiddet ya da tehditten kaçış gibi meşru sebepler terki haklı kılar ve bu hâlde boşanma sebebi olarak kullanılamaz.
- İhtarname zorunluluğu: 6 ay beklendikten sonra eşe noter kanalıyla veya mahkeme aracılığıyla ihtar gönderilmesi gerekir. İhtar, eşi eve dönmeye davet niteliğindedir.
- İhtardan sonra 2 ay bekleme: İhtarname tebliğ edildikten sonra 2 ay daha beklenmesi ve eşin dönmemesi hâlinde terk davası açılabilir.
İhtarname Usulü
İhtar noter aracılığıyla gönderilir; içerikte eşin ortak konuta belirli bir tarihte dönmesi talep edilir. Gönderilen ihtar belirli koşulları taşımalıdır:
- Ayrılığın tespiti ve eve dönme çağrısı,
- Makul bir süre (genellikle 2 ay),
- İhtara uyulmaması hâlinde boşanma davası açılacağının bildirimi.
İhtar usulüne aykırı biçimde gönderilmişse terk sebebine dayanılamaz; bu durumda genel sebep olan şiddetli geçimsizlik yoluna gidilmesi gerekir.
Şiddetli Geçimsizlik (TMK m. 166/1-2)
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Şiddetli geçimsizlik olarak da bilinen bu sebep, Türkiye'de açılan boşanma davalarının büyük çoğunluğunun dayandığı genel boşanma sebebidir. Hukuki standardı "evlilik birliğinin ortak hayatı çekilmez kılacak derecede temelinden sarsılmış olması"dır.
Geniş Kapsamı
Bu sebebin altında pek çok farklı davranış ve durum gündeme gelebilir:
- Süregelen tartışmalar ve fiziksel şiddet,
- Aile büyüklerine saygısızlık, kayınvalide sorunu,
- Ekonomik şiddet (eşe para vermeme, borçlandırma),
- Psikolojik istismar ve sosyal izolasyon,
- Alkol ve madde bağımlılığı,
- Müşterek kararların alınmaması ve iletişimsizlik,
- Sosyal medya uyuşmazlıkları ve mahremiyet ihlalleri.
İspat Kolaylığı
Şiddetli geçimsizlik davasında ispat yükü görece daha azdır. Yargıtay kararlarına göre tek tanık beyanıyla bile bu sebebin ispatlanması mümkündür. Mahkeme, sunulan delillerin evlilik birliğini sürdürmenin beklenilemeyeceği sonucunu destekleyip desteklemediğini değerlendirir.
"Evlilik Birliğini Sürdürme Beklenemez" Standardı
TMK m. 166/1 uyarınca yalnızca evliliğin bozulmuş olması yeterli değildir; mahkeme, ortak hayatın sürdürülmesinin taraflardan beklenmesinin mümkün olmadığına hükmetmelidir. Bu standart, hâkime geniş bir takdir yetkisi tanır.
Anlaşmalı Boşanmaya Geçiş (TMK m. 166/3)
Terk veya şiddetli geçimsizlik sebebiyle açılan çekişmeli bir dava, yargılama sırasında tarafların uzlaşması hâlinde anlaşmalı boşanmaya dönüştürülebilir. Bu durumda:
- Taraflar protokol hazırlar ve mahkemeye sunar,
- Her iki taraf bizzat mahkemede hazır bulunur,
- Hâkim protokolü uygun bulursa tek duruşmada boşanmaya hükmeder.
Bu yol hem dava süresini hem de yargılama masraflarını önemli ölçüde kısaltır.
"Şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanmada, taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Hâkim, evliliği sürdürmenin taraflardan beklenip beklenemeyeceğini takdir yetkisiyle belirlemelidir."
Terk veya şiddetli geçimsizlik davanız için hukuki destek almak isterseniz Ankara boşanma avukatı sayfamızı ziyaret edin →